Milano'da Alışveriş

Aslında çoğu insanın Milano'ya gitmesinin başlıca nedeni belli: alışveriş! Modanın kalbi sayılan Milano, alışveriş turları için çok uygun bir yer. Elbette biraz para biriktirip gitmekte yarar var. Zira alacağınız ürünler dünyaca ünlü İtalyan tasarımcıların ürünleri olacaksa cüzdanınızın da fazlasıyla rahatlayacağını takdir edersiniz. Bizim amacımız alışveriş değildi, ama elbette sizlere alışveriş için nerelere gitmeniz gerektiğini söyleyeceğim. Gelelim bizim Milano'yu tercih etme nedenimize: aslında amaç hem baharla birlikte gezi sezonumuzun açılışını bir Akdeniz şehrinde yapmak hem de Como ve Verona'yı görmekti. Merkez olarak Milano'da kalarak bu şehri de aradan çıkaralım dedik işte.

Bir alışveriş-sevmez olarak hayatımın herhangi bir döneminde bir çanta için dört haneli bir rakamı bayılıp bayılmayacağımı bilmiyorum (çok uzak ihtimal geliyor ama büyük konuşmayayım), o nedenle alışveriş-severlerin Milano'da neler hissedeceklerini tam anlamıyla size aktaramayabilirim. Ben bir şehirden döndüğümde gördüğüm yerleri, oranın havasını oranın insanları gibi koklayabilme, yeme-içme kültürlerini paylaşabilme derecemi kâr haneme yazıyorum. O nedenle alışveriş benim için bir amaçtan çok bonus olabilir. Garda Gölü'nde de güzel bonuslar topladık İso'cumla birlikte.:)

Ancak tarzınız olsun ya da olmasın bu şehirde tüm vitrinlerden şıklık yansıdığını kesinlikle söyleyebilirim. Ve kaliteli ve sade bir şıklıktan bahsediyorum. Aynı şekilde sokaklardaki İtalyanların da -kadın ve erkek- şıklık anlamında birbirleriyle yarıştıkları bir gerçek. Ancak hatunların kesinlikle erkeklere taş çıkardığını belirteyim. İtalyan erkeklerinin adı çıkmış bence yakışıklılık konusunda. Tamam, hiç de fena olmayanlar vardı ama (ilginç bir şekilde ikinci defa) bana kadınları çok daha hoş geldi. (Bu arada Gizoşcuğuma doğum günü hediyesi olarak getireceğim türden bir erkeğe de rastlamadığımı yeri gelmişken belirteyim. Gerçi o da standartları pek yüksek tutmuştu Milano deyince, ondan elim boş döndüm sanırım. :)) Yine de kadın ya da erkek hepsinin ortak özelliğinin şıklık, sportif vücutlar, bronz ten, bakımlılık, sadelik ve mis kokular olduğunu söyleyebilirim.

Neyse efendim, gelelim Milano'nun alışveriş duraklarına. Öncelikle birbirinden şık tasarımcıların mağazalarının olduğu iki cadde var: Via Montenapoleone ve Via della Spiga. 10 Corso Como da yine bu tür şık ve pahalı markaların ürünlerinin bulunabileceği alışveriş durağı.


Daha ulaşılabilir markaların sıralandığı en merkezi cadde ise Via Torino. Ben bu cıvıl cıvıl caddeyi çok sevdim. Burada aralarda kendi halinde minik dükkanlar da bulmak mümkün.

Navigli'yi Ayşe'nin blogundan duymuştum. Gerçekten de nehir boyunca sıralanmış pek çok değişik butiğin ve antikacının olduğu bir semt burası. Ancak biz zamanlama olarak İtalyanların pek çalışmayı tercih etmedikleri öğlenin sabaha yakın saatlerinde gittiğimiz için oradan pek verim alamadık diyebilirim. :)


Ayrıca biz gitmedik ama Milano'ya yakın outletlere gitmeyi düşünürseniz Zelfist'in önerilerine bir göz atın derim.

Alışveriş bakımından Milano'ya kocaman bir Nişantaşı diyebilir miyiz? Bence uyar. Bizim alışveriş deneyimimizin büyük bir kısmı İso'cuma ayakkabı ve kravat bakmakla geçti. Milano'da ne kadar ayakkabıcı varsa, hepsini ezbere biliyorum artık! Bir de önünden her geçişimde güzel bir sanat eserine bakar gibi hayran bakışlarla takılıp kaldığım iki vitrin oldu: Gucci ve Louis Vuitton. Bence bu sezon çantalar konusunda açık ara önde görünüyorlar.

Milano'yla ilgili anlatacaklarım bu kadar. Yeme-içme notlarında Milano'ya tekrar döneceğim, ama onun dışında bir daha döner miyim bilmem. Çünkü ben daha Akdeniz kokan, daha İtalyan ve daha kasaba gibi olan küçük, butik şehirlere bayılıyorum. Soğuk nevale büyük şehirler bana göre değil. Milano, diğer sıcak İtalyanlara nazaran daha soğuk bir Kuzeyli gibiydi bana göre. Üç-beş gün için sevdim, ama defalarca İtalya'ya gitmek istememe rağmen tercihimi bir kez daha Milano'dan yana kullanır mıyım emin değilim. Ama Como'ya, Floransa'ya, Venedik'e, Verona'ya, Siena'ya ve bilmediğim bir sürü küçük şehrine defalarca gitmeye asla hayır demem! Bakalım bu sıcacık ülke ile bir sonraki buluşmamız nerede olacak?

Artık Como Gölü'ne gidelim mi, ne dersiniz?

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Butik sehirler tam size göre ise Floransayı size tavsiye edebilirm. Sokaklarında dolaşırken kendinizi rönasans zamanında yasıyormus gıbı hıssedeceksiniz.

Buarada bir dahaki ay Milanoda olacagım. Kısa ama yararlı bilgiler için teşekkürler

Imge dedi ki...

Rica ederim.. Umarım notlarım işinize yarar.

Floransa'ya bayılmıştım bu arada. İtalya yazıları arasında var, ama ayrı bir kategori açmamışım demek ki..

Sevgiler.